Grip hızla yayılıyor. Bir önceki haftaya göre iki hatta üç kat artış görmeye başladık. Her üç örnekten biri influenza A pozitif ve okulların açılmasıyla beraber daha da artacak gibi gözüküyor.
Grip benzeri semptomlar nedeniyle başvuran hastaların oranı şu anda %11'e ulaştı; bu oran geçen sezonun zirvesine eşdeğer. Etken özellikle H3N2 tipi influenza, onu H1N1 influenza ve Rhino/enterovirüs. Rhino/enterovirüsler hala yaygın olarak dolaşımda, Covid-19 vakaları bir süredir istikrarlı seyrini koruyor ve düşük seyrediyor. RSV vakaları yılın bu zamanı için ortalamanın altında ama yavaş yavaş artıyor. Adenovirüs, insan metapneumovirüsü ve mikoplazma da şu anda solunum yolu enfeksiyonlarına neden oluyor.
Açıkçası virüsler bildiğiniz gibi ancak enfeksiyon sonrası iyileşmeyen, ağrılardan mustarip hastalar var. Virüs RNA'sı kan dolaşımından temizleniyor, antikorlar stabilize oluyor, ancak semptomlar devam ediyor.
Virüs enfeksiyonundan sonra semptomların uzun süre devam etmesi postviral sendromlar olarak biliniyor. Aşırı yorgunluk, bilişsel işlev bozukluğu ("beyin sisi"), kas veya eklem ağrısı ve baş dönmesi en sık görülen belirtiler. Nedenini henüz bilmiyoruz ama Covid pandemisi sonrası artan çalışmalara göre birkaç mekanizmanın rol oynadığı düşünülüyor.
- Bazı virüsler ve virüs parçaları vücuttan tamamen atılamıyor, örneğin, SARS-CoV-2 RNA'sı enfeksiyondan aylar sonra bile bağırsak, beyin ve lenf düğümleri gibi dokularda tespit edildi. Bu kalıntılar kronik iltihaplanmaya veya bağışıklık aktivasyonuna neden olarak semptomlara yol açıyor olabilir.
- Kalıcı enfeksiyonun neden olduğu uzun süreli bağışıklık cevapları, otoimmünite veya bağışıklık tükenmesine yol açabilir.
- Viral enfeksiyonlar mitokondrileri olumsuz etkileyerek enerji üretimini azaltabilir ve yorgunluğa neden olabilir.
- SARS-CoV-2 ve EBV gibi virüsler, beyni doğrudan (nöronlar veya glial hücreler gibi sinir dokusunu enfekte ederek) veya dolaylı olarak (iltihaplanmaya neden olan sitokin yanıtlarını tetikleyerek) etkileyebilir. Bu durum bilişsel sorunları, ruh hali değişikliklerini ve otonomik disfonksiyonu açıklayabilir.
- Bağırsak mikrobiyomu viral enfeksiyonlardan etkilenebilir. Disbiyoz (bağırsak bakterilerinin dengesizliği), sistemik inflamasyona katkıda bulunabilir ve semptomları kötüleştirebilir. Bazı virüsler bağırsak hücrelerini doğrudan etkileyerek mikrobiyal ortamları değiştirebilir.
Ve bu mekanizmaların hepsi birbirini etkileyebilir ve hastadan hastaya değişebilir, test edilebilecek biyobelirteçler olmadığı için ve semptomlar fibromiyalji, tiroid bozuklukları veya depresyon gibi diğer rahatsızlıklarla örtüşebildiği için tanısı çok zordur.
Virüs enfeksiyonları sonrası yaşanan sendromlar milyonlarca insanı etkilemektedir. Pandemi sonrası daha sık görüldüğü için bu konuda çalışmalar hızlanmıştır. Bu çalışmalarla mekanizmalar (virüsün kalıcılığı, bağışıklık sisteminin düzensizliği, mitokondriyal işlev bozukluğu) giderek daha netleşse de bu bilgiyi tedavilere dönüştürmek için önümüzde uzun bir yol var.
Ne yazık ki kesin bir tedavisi de olmadığından, semptomların hafifletilmesi ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesine odaklanılır. Yorgunluk için, dengeli bir aktivite, uyku ve dinlenme önerilir. Bilişsel davranışçı terapi ve/veya farkındalık, beyin sisi ve ruh hali değişiklikleri gibi nörolojik sorunlara yardımcı olabilir, ancak kök nedeni ele almaz. Ağrı kesiciler, iltihap önleyiciler ve/veya fizik tedavi kas ve eklem ağrılarını hafifletebilir. Beslenmeyi, sıvı alımını ve uykuyu optimize etmek genel sağlığı destekleyebilir. Anti-viraller, iltihap önleyici ilaçlar veya mitokondri güçlendiriciler tedavide denenmektedir ama net bir başarı sağlanamamıştır.
Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu