Kahvaltı öğününün düzenli olarak atlanmasının potansiyel olarak ilişkilendirildiği sağlık risklerine bir yenisi daha eklendi: Kemik erimesine (osteoporoza) bağlı kemik kırıkları.
Journal of the Endocrine Society dergisinde yayınlanan, Japonya’daki büyük bir sağlık sigortası veri tabanını kaynak alan; medyan yaşı 66,6 olan 927.130 katılımcıyı kapsayan; yaşam tarzı alışkanlıkları ve kırık verilerini değerlendiren, geniş ölçekli, belirli bir ortak özelliği olan kişilerden oluşan gruplar üzerindeki (kohort) çalışmasına göre kahvaltıyı atlamak ve geç saatlerde akşam yemeği yemek, osteoporotik kırık riskinde artışa yol açıyor.
Çok değişkenli geleneksel risk faktörleri için yapılan ayarlamaların ardından, kahvaltıyı atlamanın, kalça, distal ön kol, omurga ve humerus kırıkları da dahil olmak üzere, osteoporotik kırık tanısı alma riskinin artışıyla anlamlı şekilde ilişkili olduğu bulundu. Benzer şekilde, geç akşam yemeği yeme alışkanlığı da anlamlı bir risk artışıyla ilişkilendirildi.
Kahvaltı ve akşam yemeği alışkanlıkları, sigara kullanımıyla birlikte osteoporotik kırıkla en güçlü ilişkili yaşam tarzı faktörleri olarak öne çıktı. Dikkat çekici bir şekilde, kahvaltıyı atlayan ve geç akşam yemeği yiyen katılımcılar, çalışmanın en genç grubunu oluşturuyordu (medyan yaş: 52,3 yıl), buna karşın bu alışkanlıklara sahip olmayanlar en yaşlı gruptu (medyan yaş: 67,2 yıl).
Kahvaltıyı atlayan ve geç akşam yemeği yiyenler ayrıca en yüksek medyan vücut kitle indeksine (VKİ) sahipti (23,7), bu alışkanlıklara sahip olmayanlarda ise VKİ en düşüktü (22,9).
Kahvaltı Atlayanlar Diğer Sağlıksız Alışkanlıklara da Sahip Oluyor
Kahvaltıyı atlayan ve geç yemek yiyen grup, aynı zamanda en fazla sigara içen (%42,6) ve her gün alkol alan (%56,3) bireyleri içermekteydi. Bu grup, aynı zamanda en az düzenli egzersiz yapan (%23,2) ve en az yeterli uyku alan (%56,3) gruptu.
Önceki araştırmalar, kahvaltı atlamanın ve geç akşam yemeği yemenin obezite, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkili olduğunu göstermişti. Ayrıca kahvaltı atlamanın daha düşük kemik mineral yoğunluğu ve kırık riski ile ilişkili olduğu da bilinmekteydi.
Ancak bu yeni çalışma, geç akşam yemeği yeme alışkanlığını osteoporotik kırık riskiyle ilişkilendiren ilk çalışma oldu.
Zaman kısıtlamalı beslenme üzerine yapılan önceki çalışmalarda, 12 saatlik beslenme penceresinin, 6 saatlik pencereye kıyasla daha yüksek oksidatif stres ve daha düşük insülin duyarlılığına yol açtığı gösterilmişti. Bu bağlamda araştırmacılar, “geç akşam yemeklerinin kortizol seviyelerini ve oksidatif stresi artırabileceği, bunun da kemik metabolizmasını etkileyerek osteoporoz riskini artırabileceği” görüşünü dile getirdi.
Ayrıca diğer çalışmalar, kahvaltıyı atlayanlarda D vitamini ve kalsiyum alımının daha düşük olduğunu, serum 25-hidroksivitamin D düzeylerinin de daha düşük olduğunu göstermiştir. Bu da, D vitamini eksikliğinin kahvaltıyı atlama sonucu ortaya çıkabileceğini ve bunun kırık riskinin artmasına katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir.
Araştırmanın baş yazarı Dr. Hiroki Nakajima, önceki çalışmaların kahvaltı atlamanın kemik mineral yoğunluğunu etkileyebileceğini göstermiş olması nedeniyle bu sonuca şaşırmadığını belirtiyor.
Nakajima, geç yemek yemenin “uyku kalitesini ve vücudun 24 saatlik bir döngüde geçirdiği fiziksel, zihinsel, davranışsal değişikliklerin doğal döngüsü ve aynı zamanda vücudun iç saati olan sirkadiyen ritmi bozabileceğini, bunun da kemik sağlığı için çok önemli olduğunu” vurguluyor. “Bu durumun obezite ve diyabete yol açması da zaten kolayca hayal edilebilir,” diyor.
Çalışma Japon kohortu üzerinde yapılmış olsa da Nakajima, bu bulguların diğer toplumlar için de benzer olabileceğini ekliyor.
“Bu mekanizmalar göz önüne alındığında, sağlıksız beslenme alışkanlıklarının etkisi farklı ırklarda da görülebilir, küresel olabilir. Tabii ki, bu etkinin büyüklüğü, diyetin içeriği ve genetik arka plan gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir.”
Ayrıca Nakajima, bu beslenme alışkanlıklarının genellikle sigara içmek, düşük fiziksel aktivite ve yetersiz uyku gibi diğer sağlıksız davranışlarla birlikte görüldüğünü ve bu nedenle yaşam tarzını adım adım iyileştirmenin önemine de dikkat çekiyor.
Konunun Araştırılması Önemli
Araştırmayı yorumlayan, Kanada Calgary Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Emma Billington, birçok gözlemsel çalışmanın sağlıklı diyet kalıplarının kemik sağlığıyla ilişkisini gösterdiğini ancak bu Japon kohort çalışmasının “öğün zamanlamasının kırık riskiyle ilişkili olduğunu gösteren bu kadar geniş çaplı ilk gözlemsel çalışma” olduğunu söylüyor.
Bu bulgular, kemik yıkımıyla öğün zamanlaması arasında potansiyel bir ilişki olduğunu düşündürüyor.
Billington’a göre “Yemek yemenin, kemik yıkımı belirteçlerini (örneğin C-telopeptid) baskıladığı gösterildiği için, öğünler arasındaki uzun oruç dönemlerinin — özellikle kahvaltı öncesindeki uzun açlık süresinin — artmış kemik dönüşümü ile ilişkili olabileceği öne sürülebilir,”
Ancak, çalışmadaki katılımcıların besin alımına dair daha fazla bilgi olmadan, bu kırık riski artışının öğün zamanlamasından mı, yoksa kahvaltıyı atlayan ve/veya geç yemek yiyen bireylerin farklı besin alımından mı kaynaklandığını bilmenin mümkün olmadığını da belirtiyor.
Genel olarak, “bu ilginç ve hipotez üretmeye yönelik bir çalışma, ancak bulguların başka nüfuslarda ve büyük kohortlarda doğrulanması önemli olacak,” diye de ekliyor.
Dr. Özlem Aker
Kaynaklar:
- Dietary Habits and Osteoporotic Fracture Risk: Retrospective Cohort Study Using Large-Scale Claims Data Journal of the Endocrine Society, Volume 9, Issue 9, September 2025, bvaf127, https://doi.org/10.1210/jendso/bvaf127
- https://www.medscape.com/viewarticle/skipping-breakfast-delaying-dinner-linked-fracture-risk-2025a1000mv0?form=fpf