1 ARALIK DÜNYA AIDS GÜNÜ

AIDS nedir?

AIDS edinsel immün yetmezlik sendromu anlamına gelir. İnsan immün yetmezlik virüsü olan HIV nedeniyle oluşan hastalıktır.

Bir kişiye HIV bulaşabilir ama zannedilenin aksine belirti vermediği için hiç farkında olmayabilir. Kişi kendisini  sağlıklı hissederken virüs yavaş yavaş bağışıklık sistemini işgal eder ve hastalığa sebep olur. HIV’ın bağışıklık sistemini ele geçirip hastalığa neden olabilmesi için geçen süre kişiden kişiye değişir ve 2 yıldan 10 yıla kadar sürebilir.  AIDS, HIV’ın neden olduğu hastalıklar zincirinin son aşamasıdır.

AIDS'li kişiler, enfeksiyonlara ve bağışıklık sisteminin bizi koruduğu kanser gibi hastalıklara çok açık hale gelirler. Tüm enfeksiyonlara karşı savunmasızdırlar.

HIV ile karşılaşıp bize bulaşmasının 3 ana yolu vardır:

  • Korunmasız her türlü cinsel ilişki yoluyla.
  • Kan ve kan ürünleri ve kesici delici aletlerin paylaşılması yoluyla:  HIV kanda bulunduğundan, günlük yaşamda manikür aletleri, diş fırçaları, traş bıçağı ve makineleri paylaşılmamalıdır. 
  • HIV enfekte olmuş bir kadından hamilelik veya doğum sırasında bebeğine bulaşabilir

HIV tuvaletten, kıyafetlerden, bulaşıklardan, hapşırmadan, öksürmekten, yiyecek paylaşmaktan, ısırma, öpüşme yani HIV pozitif olan bir kişiyle basit temastan bulaşmaz.  Virüs bulaşmış biriyle yaşamak, onunla oturmak, sohbet etmek, birlikte yemek yemek, toklaşmak, hatta öpüşmek ile size bulaş olmaz.

HIV herkese bulaşabilir! Güvenli olmayan davranışlar uygulayan herkes HIV enfeksiyonu açısından risk altındadır. HIV ortaya çıktığından beri erkekler, kadınlar ve çocuklar enfekte oldular. Siyah, Beyaz, Asyalı ve İspanyol insanlar enfekte oldular. Her cinsel yönelimden insan; heteroseksüel, biseksüel, gey erkek ve lezbiyenler HIV ile enfekte olabilirler.

HIV hastalığı olan insanlara daha uzun ve daha sağlıklı yaşamlar sürmelerine yardımcı olan tedaviler geliştirilmesine rağmen, ne yazık ki, tamamen iyileşmeleri henüz sağlanamamıştır. Virüs durdurulabilir ve sayısı azaltılabilir ama tamamen öldürülemez.

DSÖ verilerine göre HIV pozitif olan hastaların % 25’i henüz hasta olduklarının, virüsü taşıdıklarının farkında değildir. Bu oranın gençlerde % 50 olduğu düşünülmektedir. HIV taşıyıcıları hiç belirti vermeden yıllarca virüsü taşıdıklarını bilmeden aktif hayatlarına devam edebilirler. Virüsü taşıyıp taşımadığınızı ancak test yaptırarak anlayabilirsiniz.

Şu anda AIDS'i önlemek ya da tamamen iyileşme sağlamak için herhangi bir aşı ya da tedavi olmadığından, Çocuklarımızı HIV’dan korumanın tek yolu onlara HIV ve AIDS konusunda, kendilerini nasıl koruyabilecekleri hakkında bilgi vermektir.

Çocuklarımızla HIV ve AIDS Hakkında konuşmak zordur. Çünkü HIV ile enfekte olmanın başlıca yollarından biri cinsel ilişkidir ve HIV hakkında konuşabilmek için öncelikle çocuklarımızla cinsellik hakkında konuşabilmemiz gerekir.

Pek çok ebeveyn, çocuklarıyla cinsel konular hakkında konuşma konusundaki endişelidir. Çoğumuz rahatsızlık duyabiliriz çünkü ne söyleyeceğimizi, nasıl söyleyeceğimizi bilemeyiz. Bir kısmımız da çocuklarla açık açık cinsel ilişki hakkında konuşmanın onları korkutabileceğini veya çok genç yaşta cinsel ilişkiye girmeye teşvik edebileceğini düşünürüz.

Ancak, gerçek şu ki çocuklarımız günümüzde bir çok uyaranla çok daha erken karşılaşıyorlar, ergenliğe girdikçe cinselliklerini keşfediyorlar ve cinselliği merak ediyorlar. Utanıp bize sormadıklarında veya biz utanıp onlara anlatmadığımızda bir şekilde bu meraklarını gidermek için arkadaşlarından, internetten, dergilerden ve kitaplardan öğreniyorlar. Üstelik yalan yanlış öğreniyorlar ve hatta bir şekilde denemeye kalkabiliyorlar.

Cinsel eğitim hakkındaki görüşleriniz ne olursa olsun, HIV'in hayatı tehdit ettiğini anlamalı ve çocukları korumak için bir yolunu bulup bilgi vermelisiniz.

Cinsellikle ilgili gerçek fikrinizi yumuşak bir dille anlatmanız hatta eski moda veya utangaç olduğunuzu belli etmenizde bir sakınca yok. Çocuklarınıza bu konular hakkında konuşmayı zor bulduğunuzu ama onun doğruyu öğrenmesinin çok daha önemli olduğunu bu nedenle onu sevdiğiniz için onunla bu konuyu konuşabileceğinizi söyleyebilirsiniz.

Çocuklar 5-8 yaşından itibaren sağlık, hastalık ve cinsellik gibi karmaşık konuları anlayabilirler ve merak etmeye başlarlar. Doğum, aileler ve ölüm ilgilerini çeker. Muhtemelen televizyondan, internetten veya arkadaşlarından duyuyorlar. Hatta bilmedikleri için korkuyor olabilirler. Onlara somut örneklerle hastalıkları, mikropları açıklamak yardımcı olacaktır. Örneğin, çocuğunuz parmağını keser ve kan akarsa, mikropların (sizi hasta eden şeyler) vücudunuzdaki kesiklerden kan sistemine nasıl girebileceğini açıklamak için mükemmel bir fırsatınız olur. Öpüşmenin, arkadaşlarıyla birbirlerine tükürmelerinin uçuk yapabileceğini söyleyebilirsiniz.

Çocuklar 9-12 yaşta başlayan ergenlik değişiklikleri sırasında cinsel kimliklerini anlamaya çalışırken seks hakkında çok meraklı olabilirler ve temel, doğru bilgiye ihtiyaç duyarlar. Yaşları ilerledikçe cinsel ilişki, eşcinsellik ve oral, anal ve vajinal seks ile neyin kastedildiğini bilmek zorundadırlar.

Hamilelik, hastalıklar ve HIV enfeksiyonu dâhil olmak üzere cinselliğin hayatlarında önemli sonuçları olabileceğinin farkında olmak zorundadırlar.

Cinsel ilişkinin neden bir yetişkin davranışı olduğunu ve gençlerin seks yapmayı beklemelerinin neden iyi bir fikir olduğunu bilmeleri gerekir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların nasıl bulaştığını bilmek zorundadırlar. Her ne kadar erken olduğunu düşünsek de eğer yanılıp biriyle birlikte olursa veya denerse nasıl korunacağını bilmek zorundadırlar.

Bütün bunları konuşmak bize zor gelebilir ama çocuklarınıza hayatlarında benimsemelerini umduğunuz değerleri öğretme şansı verir. Ayrıca, çocuklarınızın HIV/AIDS veya cinsellik hakkındaki sorularında size gelebileceklerini bilmelerini sağlar.

13-19 yaşındaki gençlere, HIV enfeksiyonunu önlemenin en iyi yolunun, herhangi bir cinsel ilişkiye girmemesi gerektiğini veya herhangi biriyle ortak kesici delici bir alet kullanmamasını, dövme, piercing yaptırırsa nelerle karşılaşabileceğini ve yaptırmak istiyorsa da sizinle yaptırması gerektiğini anlatmalısınız. Aynı zamanda, cinsel davranışlarla ilgili sizin inanç ve değerlerinizi de paylaşmalısınız.

Birçok ebeveyn çocuklarının erken yaşta cinselliği yaşayabileceği fikrine inanmak istemez ve hatta konduramaz ama istatistikler lise sondaki her 10 çocuktan birinin son 1 yılda en az bir kere cinsel ilişkiye girdiğini göstermektedir. Türkiye’de 2005 yılında yapılan bir araştırmaya göre cinsel ilişkiye girdiğini belirtenlerin dörtte biri ilk cinsel deneyimini 13 yaşında ya da daha önce yaşadığını belirtmiştir. İlk cinsel deneyim yaşı ağırlıklı olarak 14-15 yaşlar arasındadır. Cinsel ilişkiye girdiğini söyleyen öğrencilerin sadece %10,7’si prezervatif kullandığını belirtmiştir.

Seks ve uyuşturucu denemek için sosyal baskı genellikle gençler arasında çok güçlüdür. Bu nedenle, tüm gençlere aşağıdaki bilgiler altı çizilerek verilmelidir.

HIV enfeksiyonu, diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkları ve hamileliği önlemenin en iyi yolu cinsel ilişkiye girmemektir.

Hastalık taşımadığını bildikleri ve dürüst bir partnerle yaşam boyu monogami, HIV enfeksiyonunu önlemede etkilidir.

İlişki yaşayan gençler, oral seks, anal seks ve vajinal seks dahil olmak üzere her ilişki için lateks prezervatif kullanmalıdır. Prezervatifler gebelik ve hastalıkların önlenmesinde çok etkilidir ve hastalıklardan korunmanın tek yoludur.

Gençler alkol dahil tüm ilaçlardan kaçınmalıdır. Uyuşturucu ve alkol, iyi karar vermeyi bozar ve bağışıklık sistemini baskılayabilir.

Her türden iğnenin paylaşılması insanları HIV açısından risk altına sokar. İlaç enjekte etmek için kullanılan iğneler, steroid enjekte etmek, kulakları ve vücudu delmek ve dövme yaptırmak tehlikelidir.

Biz utanıp konuşmadıkça çocuklarımız arkadaşlarından öğrendikleri bilgilerle cinselliği yaşamaya başlıyorlar. Çocuklar büyümeyi beklemiyorlar. Bu nedenle çocukların kendilerini koruyabilmelerini sağlamak gerekiyor. Çocuklarımıza, eğer cinsel ilişkiye gireceklerse, kendilerini HIV da dahil olmak üzere genç hamilelik ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korunmaları gerektiğinin öğretilmesi gerekiyor.

Belki de yapabileceğiniz en önemli adım, ilk kelimeleri söylemektir. Çocuklar her zaman cinsellik hakkında sorular soramayabilirler. Siz bir şekilde başlamak zorunda kalabilirsiniz. Bunu yapmak için bir TV programı, radyodaki haber ya da AIDS hakkında bir dergi ya da gazete makalesinden bahsederek başlamak yol haritası çizmenize yardımcı olabilir.

Çocuklarınızın sorularını yargısız cevaplandırmaya çalışmalısınız. Çocuklarınızın size her konuda her zaman soru sorabileceklerini bilmesi gerekir. Onları sevdiğinizi ve sizin hoşunuza gitmeyecek şeyler yapsalar bile onları yalnız bırakmayacağınızı bilmelerini sağlayın.

Çocuklara, sorularını cevaplayabilmeniz için büyümesi gerektiğini söylemek asla iyi bir fikir değildir. Eğer cevabı bilmiyorsanız, birlikte öğrenelim deyip onu birlikte okuyabileceğiniz bir kitaba yönlendirebilirsiniz.

En önemlisi cinselliğin doğal ve sağlıklı olduğunu, sevgi dolu ilişkilerin genellikle hayatın en iyi parçası olduğunu ve samimi deneyimlerin yetişkin hayatının harika bir parçası olabileceğini anlatmak çocuğunuza yetişkinlikte yaşanması gereken bir aktivite olduğunun altını çizerken çocuğunuzun bunu erken deneyimlemesine değil deneyimlediğinde doğru deneyimlemesini sağlayacaktır.
Okullarda ve arkadaşlarından cinsellik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve HIV/AIDS hakkında neler öğrendiğini öğrenin.

Unutmayın çocuklarınızla cinsellik ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkında konuştuğunuzda, onlara mutluluklarını ve sağlıklarını önemsediğinizi söylüyorsunuz. Ayrıca bu konuda inandığınız değerlerinizi paylaşıyorsunuz.